handeasar
23 Ocak 2025 Perşembe
2 Aralık 2024 Pazartesi
Kimi şeyleri öğrenmek, kabullenmek ve onunla ilgili harekete geçmek üzere geçirilen süre bazen bir ömür sürmüş gibi hissettiriyor. “Tamam, bir karar aldım ve bununla devam edeceğim” dediğin anda bile “ya bir ihtimal…” sorusu kurcalıyor zihnini ve kalbini. Mantığa iyi gelen her zaman kalbe iyi gelmeyebiliyor ya da tersi. Peki insan her ikisine de güvenemediği zaman nasıl hareket eder ki?
29 Ağustos 2022 Pazartesi
18 Ağustos 2022 Perşembe
içinde dolup dolup taşamayan ve taşamadığı için de seni kemiren, bedeninde bir yerlerde olduğu sandığın ya da belki orada olan, duygu ve/veya düşünceleri her hücrenden ve belki de her an'dan silip atabilmeyi deli gibi istemek ama yine de ona sıkı sıkıya sarılmak! şizofrenik bir döngü ya da kendi içine katlanma hali... ölçeğini bilmediğin bir şeyin sınırını nasıl bilebilirsin?
7 Aralık 2017 Perşembe
15 Kasım 2017 Çarşamba
elini koydu büyücü tenine,
biraz kan aktı o açılan çizgiden,
bir ürperti mi o gelen,
dokundu cerrah,
hissetti büyücü,
hangisi daha yakın,
hangisi tema(s) halinde,
mesafeli mi şimdi cerrah bedenin içinde,
ne kadar derine inebilir büyücü,
iki uç mu,
bir nokta mı,
karşı karşıya mı,
sırt sırta mı,
cerrah mı,
büyücü mü,
.
8 Ekim 2017 Pazar
30 Eylül 2017 Cumartesi
24 Eylül 2017 Pazar
12 Mart 2016 Cumartesi
26 Kasım 2014 Çarşamba
zaman-mekan
21 Eylül 2014 Pazar
16 Haziran 2014 Pazartesi
24 Nisan 2014 Perşembe
8 Nisan 2014 Salı
13 Mart 2014 Perşembe
11 Mart 2014 Salı
26 Şubat 2014 Çarşamba
Gercek/R
8 Şubat 2014 Cumartesi
İSTANBUL’DA BİR MERHAMET HAFTASI / MURAT GÜLSOY
16 Ocak 2014 Perşembe
6 Eylül 2013 Cuma
Ama önce kırmamak
Her şey olacağına varır belki
Bir replik saklamak gerek:
"I accepted my fate..."
Bir şarkı sözü gezindirmek gerek ruhunda:
"Bir umuttu yaşatan insanıı, aldım elime sazımııı..."
Bazen bir damla gözyaşı akıtmak gerek
Ama yağmura dönüştürmemek.
Belki biraz küfretmek
Bir sigara yakmak
Ama illa ki gülmek gerek
Ne demişti yazar:
"Bilirsiniz insanlar doğar, ölür ve sonra büyür."
Bazen unutmak gerek,
Bazen de unutabilmenin kıymetini bilmek
Yine de tökezlenebileceğini unutmamak gerek
Bazen de yazmak gerek...
Önce kaydetmek,
Sonra da geçip gitmesine izin vermek gerek.
16 Mayıs 2013 Perşembe
8 Mayıs 2013 Çarşamba
11 Nisan 2013 Perşembe
23 Şubat 2013 Cumartesi
Hayat iste deyip geçemedim
Bir sarılma ile paylaşılır mı acı?
Denedim sadece
Ama öylesine değil, kalpten cok derinden
Seni anlamıyorum, bu mümkün değil ama yanındayım demek istedim, diyemedim..
Söyleyemediğim cok şey var benim
Soyleyebilmeyi ne cok istediğim...
Aklım, kalbim yanında oysa
Zorunluluklarıma dondüm sonra
Aklım başka yerde, başka kişilerde...
Bir insanın ne kadar ufalabildigini gördüm sonra
Uç dakika duramadım yanında, öyle zor ki dayanmak
Sevdiğin birinin her dakika daha da yaklaştığını bilmek ölüme
Ve daha kötüsü görmek ...
Son sözü olarak 'seni cok seviyorum kızım'i bırakıyorum aklıma
Bir de bu görüntüyü silebilir miyim acaba?
Bekliyoruz şimdi hep birlikte, son bir nefes için
Acı da olsa onun canı daha fazla yanmasın diye...
Sahi diner mi tüm acılar olunce?
Dedim ya cok yük kaldı bugün kalbime...
25 Ocak 2013 Cuma
23 Ocak 2013 Çarşamba
24 Aralık 2012 Pazartesi
17 Ekim 2012 Çarşamba
15 Ekim 2012 Pazartesi
9 Ekim 2012 Salı
"Şeyin taklidi yerine şeyin izi, başkalığının çıplak kimliği; söylem figürlerinin yerine görülebilir olanın yorumsuz, -anlamsız maddiliği- işte imgenin çağdaş kutlanması ya da nostaljik yad edilmesi bunu talep etmektedir: içkin bir aşkınlık, imge/görüntünün bizzat maddi üretim biçimiyle güvenceye alınmış şanlı özü..." s.12
"Temsiliyet rejimi benzerliğin belli bir başkalaştırımının rejimidir, yani söylenebilir ile görülebilir arasında, görülebilir ile görülemez arasında belli bir ilişkiler sisteminin rejimidir." s.15
"Görüntü/imge bir anlamda şeylerin dilsiz sözü gibi kalplerine gelip yerleşir." s.16
16 Eylül 2012 Pazar
9 Eylül 2012 Pazar
5 Eylül 2012 Çarşamba
23 Ağustos 2012 Perşembe
…………….. Dünyevi bir toplumda kutsal bir sığınak yaratmanın kültürel zorluğu. Sığınağın tasarımı özel bir sorun olarak ortaya çıktı: Katedral gibi muazzam bir yapının nitelikleri bir evin boyutuna nasıl uydurulacaktı? Üstelik katedral, kaos içindeki bir dünyada bir mükemmellik örneğiydi; hangi mükemmellik kuralı insanlara evde güvenli bir liman sağlayabilirdi ki? ……………. (s.43)
‘Kadın ve ev’ içinse şöyle yazmış(????!!!); …… “geri çekilip sığındığı bir yer değil, kadının savaş alanıdır, arenasıdır, sınırıdır, dünyasıdır. Ev, kadın için savaş halindeki yaşamdır, erkek iççin ise dinlenme halindeki yaşamdır… Kadının, etkinlikleri için başka bir dünyası yoktur… Bizzat, varoluşunu getirdiği gereksinimler dolayısıyla kadının, erkeğinkinden farklı bir ev idealine sahip olması gerekir.” (Gwendolyn Wright, Moralism and the Model Home, p.292)