23 Ağustos 2012 Perşembe


“Evin gerçek niteliği bir huzur yeri olmasıdır. Yalnızca her türlü incinmeye değil; her türlü korkuya, kuşkuya ve anlaşmazlığa karşı da bir sığınak. Böyle değilse eğer, orası bir ev değildir; dışardaki yaşamın gerginlikleri evin içine sızarsa ve karı ya da koca dış dünyanın o uyumsuz, sevgisiz ya da düşman toplumun eşikten içeri girmesine izin verirse orası ev olmaktan çıkar; dış dünyanın, üzerine çatı çekip içinde ateş yaktığımız bir parçası olur yalnızca. Bir ev ancak kutsal bir yer, bir Vesta* tapınağı, bir aile ocağıysa….bir evdir.” (John Ruskin, Sesame and Lilies, p.136-37)
*Yunan mitolojisinde aile ocağını koruyan tanrıça olan Hestia’nın Roma mitolojisindeki karşılığı
………… “Kutsal” ve “dünyevi” sözcükleri birbirine tam anlamıyla zıt değildir kuşkusuz. Sanayi Devrimi’yle kutsal sığınağa büyük bir özlem doğdu ve işçiler ilk kez karşılaştıkları dertleri dile getirecek, bu zorlu mücadelede onlara destek olacak sözcükleri bulmak için dine yöneldiler. Bu koruyucu imaj arayışı toplumun daha da geniş kesimlerine yayıldı; mabetlerin dinsel imajlarına yöneldiler. Açıkçası, ‘ev’ manevi sığınağın dünyevi versiyonu haline geldi; güvenliğin coğrafyası kentsel merkezin mabedinden ev içine kaydı. ……………… (s.38)

…………….. Dünyevi bir toplumda kutsal bir sığınak yaratmanın kültürel zorluğu. Sığınağın tasarımı özel bir sorun olarak ortaya çıktı: Katedral gibi muazzam bir yapının nitelikleri bir evin boyutuna nasıl uydurulacaktı? Üstelik katedral, kaos içindeki bir dünyada bir mükemmellik örneğiydi; hangi mükemmellik kuralı insanlara evde güvenli bir liman sağlayabilirdi ki? ……………. (s.43)

‘Kadın ve ev’ içinse şöyle yazmış(????!!!); …… “geri çekilip sığındığı bir yer değil, kadının savaş alanıdır, arenasıdır, sınırıdır, dünyasıdır. Ev, kadın için savaş halindeki yaşamdır, erkek iççin ise dinlenme halindeki yaşamdır… Kadının, etkinlikleri için başka bir dünyası yoktur… Bizzat, varoluşunu getirdiği gereksinimler dolayısıyla kadının, erkeğinkinden farklı bir ev idealine sahip olması gerekir.” (Gwendolyn Wright, Moralism and the Model Home, p.292) 

Hiç yorum yok: